Göklerin Tanrısı: Zeus

16-11-2018

Zeus Kimdir?

Bugün konumuz yunan mitolojisinin en büyük ve en güçlü ama bir o kadar tuhaf tanrısı Zeus. Yunanlar binlerce yıl bu bencil, kibirli ve çapkın tanrıya dualar etmişlerdir.

Onu biraz daha yakından tanıyabilmek için doğuşuna ve bazı efsanelerine bakalım. ‘Tanrıların ve İnsanların Babası’ olarak bilinir. Bu unvanın da hakkını verir bir yandan. Her ne kadar ona az önce çapkın demiş olsam da pek de öyle değildir.

İnsan veya tanrı fark etmeksizin her kadının peşinde koşar. Şekiller değiştirir, zorla yataklarına girer, kaba kuvvet uygular, tecavüz bile eder.

Bu pek çapkınlık değil… Tanrısal özellikleri sadece doğa üstü güçlere sahip olmasından ibarettir. Onun dışında oldukça kötü bir karaktere sahiptir. Bu yönleriyle fazla insansıdır.

Romalılar ona Jüpiter demektedir. Karısı baş tanrıça Hera’dır. İkisinin karakterini biraz detaylı incelediğinizde tanrısal özelliklerinden çok insani özellikleri ön plana çıkar. Şimşeklerin ve gök gürültüsünün tanrısıdır. Her tanrı gibi caydırıcı ve hükmedici bir gücü vardır.

Ondan korkmak için sadece kafanızı kaldırıp gökyüzüne bakmanız, gördüğünüz şeyin kudreti ve bilinmezliği karşısında ezilmeniz gerekir. Dünyaya dair çok az şey bilen insanoğlu denizlerden, gökyüzünden ve doğal afetlerden fazlasıyla etkilenerek bu tanrıları yaratmışlardır.

Şimdi doğumundan başlayarak binlerce yıl çok büyük topraklarda inancının hükmünü süren bu tanrıyı daha yakından tanıyacağız.

Doğumu

Annesi Tanrıça Rhea, Zeus’u doğurduğunda onu hemen Girit’e kaçırmış ve bir mağaraya kapatmıştı. Orada bebek Zeus’a bakan bir de peri vardı. Perinin adı ise Amaltheia’ydı ve bu orman perisi bebeği keçi sütü ile besliyordu. Ancak bu öyle normal bir keçi değil, korkunç bir yaratığa benziyormuş ve çok büyükmüş.

Zaten daha da ilginci Güneş Tanrısı Helios’dan doğma bir keçiymiş ve görüntüsüyle Titanları bile korkuturmuş. Zeus büyüyüp de kendi egemenliğini kurmak için savaşa girdiğinde bu keçinin derisinden bir kalkan yapmış kendine.
Titanlara karşı da kendini bu kalkan ile savunmuş. Bu kalkanı daha sonra Athena’da kullanmıştır hatta Gorgo adında bir canavarı öldürmüş ve onun yılanlarla örülü kafasını bu kalkana takmıştır.

Zeus, Rhea’nın altıncı çocuğudur. Babası Kronos ikinci nesil tanrılardandır. Kronos’da babası Uranos’u yenerek egemenliğini kurmuştur. Zeus’da bir gün tıpkı babasının yaptığını yaparak ayaklanacak ve egemenliği eline geçirerek üçüncü nesil yani Olympos Tanrılarının egemenliğini ilan edecektir.

Kronos babasına karşı gelmiş ve yerine geçmişti. Kendi sonunun da aynı şekilde geleceğini ön gören Kronos beş çocuğunu bu yüzden yuttu… Annesi altıncı ve son çocuğu olan Zeus’un da kardeşleriyle aynı kaderi paylaşmaması için Toprak Ana Gaia ve Yıldızlı Gök Uranus’a dua etti. Onlar da Rhea’yı Girit Adasındaki Lyktos’a gönderdiler.

Doğum burada gerçekleşti ve Zeus’un doğumunu mutluluk ile karşılayan çoğu savaşçı kalkanlarına vurarak gürültü yaptı ve bebek tanrının ağlamalarının duyulmamasını sağladılar. Az önce bahsettiğim keçi de işte burada emzirdi Zeus’u.
Tabi bu sırada yeni doğan çocuğunu iştah ile yutmayı bekleyen sorunlu bir baba var. O da halledilmesi gereken büyük bir sorun. Ama Rhea’nın bir fikri var.

Doğumdan sonra bir taşı sanki bebekmiş gibi bir beze sarıp Kronos’a yutturmayı başarmıştır. Ardından büyüyen Zeus kendisinden beklendiği gibi babasına karşı harekete geçti. Amacı babasının yuttuğu bütün kardeşlerini geri kusturmaktı ve bunu başardı.

Kronos ile Savaşı

Babasına karşı saldırdığı anda Titanlar ikiye bölündüler. Bir kısmı Zeus’un tarafına geçti ve onun yanında savaştılar. Ancak bazı titanların onun yanına geçmesi babasına karşı savaşında istediği gücü elde ettiği anlamına gelmiyordu.
Daha da güçlenmek için çeşitli yollara başvurdu. Bunlardan en önemlisi ölüler ülkesinin derinliklerine inmesiydi. Ölüler ülkesinin en derin yeri olan Tartaros geldi ve burada Kronos tarafından esir tutulan Kykloplar ile Hekatonkheirleri serbest bıraktı.

Bunun karşılığında Kykloplar Zeus’a yıldırımları ve şimşekleri verdiler. Bu güç zaman içerisinde onunla bağdaşıp sembolü haline gelecektir. Onlardan aldığı destek ile Titanları yenmeyi başarmıştı. Hepsi toprağın altına götürülüp zincire vuruldular. Başlarına ise üç tane Hekatonkheir konuldu. Bunlar yüz kollu güçlü yaratıklardı.

Evrenin Hakimi

Sonunda babasını yenmiş ve kardeşlerini de özgür bırakmıştı. Artık evrenin tek egemeni olmuştu. Karşısında durabilecek hiçbir güç yoktu. Hemen kardeşlerini topladı ve aralarında br görev dağılımı yaptı.
Onlar artık Olympos Tanrılarıydı. Gökleri kendisine aldı, denizleri kardeşi Poseidon’a verdi, yer altını Hades’e verdi. Bütün yeryüzü ve Olympos tanrıların ortak malı sayılacaktı artık.

Daha sonra bir de karısı oldu Zeus’un. Meşhur baş tanrıça Hera… Homeros’a göre bir tek onunla evli kaldı. Heseidos ise Zeus’un bir çok evliliği olduğunu söyler. İlk olarak Metis ile evlenmiştir. Metis bilgeliği simgelemektedir.
Metis’den doğacak bir erkek çocuğun, kendisini yenip tahtını ele geçireceği kehanetini duyduktan sonra evliliği pek de iyi sonuçlanmaz. Metis doğum yaptığı sırada Zeus gelir ve onu yutar…

Üreyici – Yaratıcı

Ardından ikinci evliliğine başlar Zeus. Onun adı ise Themis’dir ve adaleti simgeler. Ardından bir evlilik daha yapar. Bu sefer de Eurynome ile evlenir. Dördüncü karısı ise Mnemosyne’dir ve onunla evliliğinden dokuz esin perisi olan Musalar doğar.

Ardından kardeşi Demeter ile birlikte olur. Bu evliliğinden Persephone doğar. Evet hani şu daha sonra Hades’in kaçırıp karısı yaptığı Persephone…

Son karısı Hera’dan ise ateş tanrısı Hephaistos, savaş tanrısı Ares, gençlik tanrıçası Hebe ve ebe tanrıça Eileithyia doğar. Ardından gidip Atlas’ın kızı Maia ile birlikte olur ve bu ilişkiden Hermes doğar. Kendi alnından Athena çıkar.
Ardından Semele ile birlikte olur ve bu ilişkisinden de Dionysos doğar. Keçi sütü etkisi mi bilinmez ama Zeus birçok tanrının, ölümlünün ve yarı tanrının doğmasına sebep olmuştur. Bu konuya daha sonra döneceğim. Şimdi şimşeklerin hakiminin ilişkilerine girmişken biraz daha devam edelim.

Antiope ile de birlikte olmuştur. Ancak evlilik ya da aşk söz konusu değildir. Gece olunca Antiope uyuduğu sırada Satyr biçimine girerek yatağına girer. Bu arada Satyr yarı keçi yarı insan ürpertici bir mitolojik yaratık…

Zeus ve İo

Kafasına taktığı bir başka kadın ise İo’dur. İo Agros Kralı İnakhos’un kızı ve Hera tapınağı rahibesidir. Yani artık bu kadarına da pes… Karısına tapan bir rahibeye karşı bile gözü dönebilen korkunç bir tanrı.
Bulut şekline girip İo ile birlikte olur. Kıskançlığı ve kini korkunç olan Hera durumu fark edip kızı sorduğunda, İo’yu tanımadığını ve hiç görmediğini söyler. (Hangi don ya ?) Çoktan İo’yu Hera’dan saklamak için zavallı kızı beyaz bir ineğe çevirmiştir bile.

Hera bu saçma yalana inanmış gibi yapar ve ineği kendisine hediye etmesini söyler. Zeus hemen kabul eder ve ona verir ineği. Hera ise bir yüzgözlü nöbetçi Agros’u diker ineğin yani İo’nun başına. Gerçi sonra Zeus kızı Hermes yardımıyla kurtarır.

Bir de Kallisto var. Arcadia Kralı Lykaon’un kızı. Avcı tanrıça Artemis’in izinden giden bir avcı kadın. Zeus yine şekil değiştirme numarasını kullanarak Artemis kılığına girer ve gidip Kallisto ile beraber olur…

Zeus ve Hera

Daha çok var böyle… Saymakla bitmez. Ayrı bir yazının konusu bile olabilir bunlar. Hepsinden anlamamız gereken nedir? Bunu düşünmeyi daha çok seviyorum.

Zeus ve Hera’yı okuyup araştırdığınızda ikisinin de ciddi derecede kişiliklerinin bozuk olduğunu görürsünüz. Hera kadınların bütün kötü özelliklerini barındırırken, Zeus erkeklerin bütün kötü özelliklerini barındırır. Sevimsiz ve gürültücü ebeveynlere benzerler. Cinsellik şüphesiz o dönem için bir yaratma unsurudur.

Tanrılar da üreyerek insanları ve başka tanrıları meydana getiriyorlardı. Bu kadar çok çocuğu olan bir adam belki de onlar gözünde tek eşliliğe çok uygun bir adam olamazdı.

Karısı Hera’yı her fırsatta aldatan, ama karısından da bir o kadar korkan, cinsel arzuları ve kendi çıkarları doğrultusunda, elde etmek istediklerini her türlü yola başvurarak elde eden bencil, kibirli, sevimsiz bir tanrıdır.
Hades bile birçok yönüyle neredeyse ondan iyidir. Kız kardeşi Hera ile tuhaf bir evlilikleri vardır. Bunu Hera ile ilgili yazdığım yazıdan da okuyabilirsiniz. Zeus’un çok kahramanca tavırlar sergilediği, çok asil ve onurlu davrandığı görülmez. Görülse bile bir Tanrıya yakışacak seviyede değildir.

Eski insanların onlar için söyledikleri ve tanrılara yaklaşımları oldukça ilginçtir. Özellikle Hera ile birlikte sevgiden değil de korkudan beslenirler sanki. Zeus’un karakteri tahta oturmadan önce ve tahta oturduktan sonra bir takım değişiklikler gösterir. Acımasız, çıkarcı, entrikacı ve bencil tanrılardır.

Ancak yine üzerinde durulması gereken asıl konu eski insanların cinsellik, doğurganlık ve yaratıcılık ile kuvvetli bağlar kurmasıdır. Erkek bir tanrının olabildiğince dişi ile birlikte olup yeni şeyler yaratması onlar için normal bir düşüncedir. Sanki Hera’nın kıskançlığını eğlenceli hikayeler kurmak için üretmişlerdir.

Zeus ölümlü ya da Tanrı fark etmez hangi kadınla birlikte olursa olsun, bir yaratıcı olduğu için bu ilişkilerin ardından yeni ve önemli şeyler yaratmıştır. Mesela buna bir örnek verelim.

Zeus’un ikinci eşi adaleti simgeleyen Themis’tir demiştik.  Bu birliktelikten Hora ve Moiralar meydana gelmiştir. Yani ”Disiplin, Adalet ve Barış” Yani Zeus aynı zamanda yeni kavramlar da üretiyordu.

O dönemde yaşayan insanlar dünyanın acımasız koşullarının ancak bu kişilikte, dengesiz tanrılar tarafından oluşabileceğini düşünmüş olmalılar.

Unvan ve Sıfatları

Zeus halk arasında da pek çok unvan ve sıfat ile anılmıştır. Mesela ‘Göklerde gürüldeyen’, ‘Şimşek Savuran’, ‘Bulutları Devşiren’, ‘Keçi derisinden kalkan taşıyan’, ‘Yağmur yağdıran’, ‘Uzaktan duyulan gök gürültüsü’, ‘Rüzgar estiren’ ya da ‘Gök Kuşağı Astıran’ bunlardan bazılarıdır.

Zeus’un Olympos’da bir tahtı bulunmaktadır ve Hephaistos’un yaptığı bir krallık asasına sahiptir.  Roma’da Jüpiter olarak bilinir. Onu Sanat Tarihinde pek çok sembol ile görebilirsiniz.

Bunlar meşe ağacı, boğa ve kartaldır. Kadınların peşinde koşarken girdiği şekillerle de zaman zaman sembolize edilir. Adamın kadınlar için girmediği şekil kalmamıştır. Bunlar; Kuğu, Satir, Altın yağmuru, ateş, guguk kuşu, yakışıklı çoban, bulut, geyik ve boğadır.

Başka aklıma gelmiyor şuan. Varsa yazarsanız sevinirim. Ayrıca sadece hayvan ve tuhaf şekillere girmekle de kalmıyor. Az önce örneğini verdiğim gibi, başka tanrılar ve tanrıçaların da kılığına giriyor hatta beğendiği kadınların kocaları kılığına bile girmekten çekinmiyor…

Karısı Hera’da kocasının çapkınlıklarına engel olmaya çalışarak geçirir zamanını. Engel olamadığı zamanlarda ise Zeus’un başka ilişkilerinden olma çocuklarına hayatı zindan etmeyle uğraşır.

Tasviri

Kendi tasvirlerinde çok güçlü bir görüntüye sahiptir. Genellikle olgun ve bilge bir görünüşe sahiptir. Ciddi ve düşünceli bakışlara sahiptir ve alnı geniştir. Saçları oldukça gür ve dalgalıdır. Sakalları ise kıvırcıktır.
En eski tarihli tasvirlerinde pek çıplak olarak göremeyiz Zeus’u. Çıplak tasvirleri artmaya başladığında sembolik duruşu da şekillenmeye başlamıştır. Genellikle sağ göğsünü ve kolunu açık bırakan bir pelerini vardır.
Sanat Tarihi açısından çok önemli bir figürdür. Uzun yıllar boyunca baş tanrı olarak tapılan bir tanrının figürü elbette her yere yayılmış ve Sanatçılar tanrılarını onurlandırmak istemişlerdir.

Olympia Zeus tapınağında bulunan Zeus heykeli Dünyanın 7 harikasından biri olarak seçilmiştir. Olympia o dönemlerde o kadar önemli bir merkezdir ki ilk olimpiyatlar da bu şehirde başlamıştır, hem de Zeus onuruna…

Anadolu’da

Anadolu’da ise özellikle Ege’de iki önemli Tanrı vardır. Sıcak havalar nedeniyle gök gürültüsü ve yağmur yağdıran tanrı Zeus ve Denizlerin ve deniz canlılarının hakimi Poseidon. Bu iki tanrı Ege’de yaşayan Anadolu insanı için şüphesiz çok önemli bir yer taşır.

Adatepe Zeus Sunağı ise yine bu anlamda önemli bir yerdir. Zeus’un Truva Savaşını buradan izlediği söylenir. Ege’nin pek çok yerinde Zeus’un etkisinin izlerine rastlamak mümkündür.

Elbette söylenecek daha pek çok şey var Zeus ile ilgili. Ancak Mitoloji ile ilgili gelecek daha pek çok yazı olacak ve bunların içinde Zeus’un çok önemli rolleri olacak. Bu yüzden şimdilik burada bitiriyorum. Sanatla ve sevgiyle kalın.

Alıntı.
 

Aynı kategoriden diğer haberler
Vincent'i tanıdığımızı düşünürüz değil mi? Ne de olsa o boyayı yiyen, kulağını kesen, garip resimler ...
Burası, İstanbul’un kültür, sanat ve eğlence merkezi... Burası Taksim, burası Beyoğlu... Bu iki isim hep bera...
Zeus Kimdir? Bugün konumuz yunan mitolojisinin en büyük ve en güçlü ama bir o kadar tuhaf ta...
Meksikalı sürrealist ressam Frida Kahlo 1907’de Coyoacan’da doğdu. Çocukken, etkilerini hayatının son...
Ebru Sanatı Nedir ? Ebru Sanatı, yoğunlaşmış sıvı bir zemin üzerinde hazırlanan ve öncelikle kâğıt üst&...
90 yaşında hayata veda eden Ara Güler'e dair... Kendisini ‘fotoğraf sanatçısı’ olarak değil, &ls...
Attilâ İlhan Bilim, Sanat ve Kültür Vakfı’nın, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları&rsquo...
Unesco’ya bağlı WFP’nin gözetiminde yapılan Uluslararası Kadın Şiiri Festivali FeminİSTANBULbu yıl 1–3...
Uluslararası Kadın Şiiri Festivali FeminİSTANBUL bu yıl üçüncü kez düzenlenecek. Unesco’ya b...
EDEBİYAT ödüllerine medya ve kitabevleri gereken ilgiyi gösteriyor mu? Yeterince değil, hayır demeye dilim var...
Ne yazık ki çeviribilim alanında bizi aydınlatacak pek az çalışmamız söz konusu. Yüksel Pazarkaya&rsq...
Ankara Sinema Derneği'nin düzenlediği Gezici Festival, bu yıl 30 Kasım'da yirmi dördüncü kez yoll...
Lars von Trier’in kült filmi ‘Dogville’, 12 kişilik kalabalık bir oyuncu kadrosuyla tiyatroya taşındı....
İlke Kodal, Tolga İskit ve Yılmaz Sütçü’nün rol aldığı ‘Maraton’ oyunu, televizyon ek...
Magazin.com.tr derleme haberlerden oluşmaktadır. Yayınlanmasını sakıncalı gördüğünüz haberler için bizimle iletişime geçebilirsiniz.