Mutlaka Okunması Gereken Kitaplardan Biri: Martin Eden

14-11-2018

Jack London’ın kendi hayatını anlattığı ve kendi hayatına benzer bir sonla bitirdiği bu otobiyografik romanı mutlaka okunması gereken bir başyapıt.  Anlatımı ve kurgusu gerçekten mükemmel. Kitaptan biraz bahsetmek gerekirse; Henüz yirmili yaşlarının başında olan, gemi işçisi Martin Eden, hayatının aşkı Ruth’la tanışır ama aralarında kültürel, sosyal, maddi, manevi sınıf farklılıkları vardır. Ve Martin aşkı için hayatına yeniden yön vermeye karar verir.

”Aşkı dünyanın en iyi şeyi olarak görüyordu. İçindeki devrimi başlatan, yontulmamış bir denizciyken onu bir öğrenci ve sanatçı haline getiren, dolayısıyla da öğrenim, sanat ve aşk üçlüsü arasında diğer ikisine üstün gelen en büyük ve en güzel şey, aşktı.”

Kitapta yazar olmanın, verilen emeğin ve tabi buna karşılık adını duyurmanın oldukça zor olduğu görülür. Ve tabi aslında hiçbir şey için de geç olmadığı ve insanın istediğinde yapamayacağı hiçbir şeyin olmadığı açıkça görülür. Martin her an öğrenmeye açıktır, okur, araştırır tabi tüm bunların yanında kendini de bulur. Sahip olduğu bilgi açlığı ile sınıf farkını ortadan kaldırır.

”Aklı nadasa bırakılmış toprak gibiydi. Kitaplardaki soyut düşünceler açısından bütün hayatı boyunca süren bir nadastı bu, ama artık ekim yapmanın vakti gelmişti. Daha önce hiç çalışmadığı için yorulmak nedir bilmeyen zihni, şimdi kitaplardaki en küçük bilgi kırıntısını bile sünger gibi emiyordu.”

Bolca okuyup öğrendikten sonra bir gün yazmaya karar verir çünkü, içinde söylemek istediği çok şey vardır. Yazdıklarının çok iyi olduğunu düşünerek günden güne çok daha iyilerini yazıp çeşitli dergilere yayımlamaları için yolladı. Uzun bir süre sonra yazdıkları bir bir geri geldi, tekrar gönderdi ve yeniden geri geldi. Başarısız denemelerinin ardından parasızlıktan dolayı çok zorluklar çekti, aç kaldı. Ve bir gün aşık olduğu kadın da ondan vazgeçti.

”Haritasız ve dümensiz kalmış, gideceği limanı olmayan bir gemiydi. Kendini akıntıya bırakıp sürüklenmek, en azından hareket etmek, hayatta kalmak demekti ki içini acıtan şey de zaten buydu; yaşamak.”

O da bir daha yazmama kararı aldı. Sonra bir gün bir yayın evi daha önce göndermiş olduğu eseri için, çok iyi olduğunu düşünmeseler de ilk kitabını basmak için onay verdiklerini bildirdi. O günden sonra Martin’in hayatı tümden değişti. Önceden yazmış olduğu her yazısı çokça beğenildi, şehirde herkes tüm gazeteler onu konuştu. En çok satanlarda 2 kitabı birden yer aldı. Aslında tüm çabalarının karşılığını bir gün almış oldu. Ama bundan hoşnut olmadı çünkü yeni yazdığı yazılar değildi o yazılar. Defalarca reddedilmiş ve reddedildiği dönemlerde çok zor günler geçirmiş, günlerce aç bile kaldığı olmuştu.

Artan şöhreti ile sevdiği kadın da ona geri dönmek istemiş fakat Martin istememişti. Çünkü, o gün fark etti ki sevdiği şey o kadın değildi, kendi kafasında yarattığı, kendi aşk şiirlerine ışık saçan bir ruhtu. Martin o günlerde para ve şöhretinden dolayı herkesin kendisine yaklaştığını düşünmeye başlar ve bu saplantılı düşünceler onu yeniden denize yöneltir. Sonsuzluk onu denize çağırmaktadır. Martin için ne aşk ne de varılacak bir yer artık yoktur.  O da bu yüzden son yolculuğuna çıkmak üzere gemiye biner.

”Dipte bir yerlerde karanlığın içine düştü. Bu kadarını fark edebildi. Karanlığın içindeydi artık. Bunu fark ettiği anda da farkındalığı sona erdi.”

Yazar: Fatma Eşpek
 

Aynı kategoriden diğer haberler
Her yıl yarım milyon kitapseverin buluştuğu TÜYAP Uluslararası Kitap Fuarı bu yıl da kapılarını İstanbullu okur-yazarlar...
Gabriel Garcia Marquez Yüzyıllık Yalnızlık romanıyla Latin Amerika kıtasının yaradılış hikayesini yeniden yazdı. İşte bu...
Oblomov, İvan Aleksandroviç Gonçarov’un 1859 yılında yayımlanan ve yalnızca 1 ayda yazmış olduğu romanıdı...
”Böyle mi olmalıydı: İnsanın mutluluğu, aynı zamanda kederinin kaynağı mı olmalıydı?” Genç Werther&rs...
”Kimsenin yaşantısını beğenmedim; kendime uygun bir yaşantı da bulamadım.” “O, ömrü boyunca hep...
Uçurtma Avcısı, Afganistan doğumlu Amerikalı yazar Halit Hüseyni’nin yazdığı ilk romandır. Ayrıca 2003 yılı...
”Yürüyorum dediği, durmanın ta kendisiymiş. Düş gibi bir şey yani… Koşarsın koşarsın da varmazsın...
”Sadece içimde susmak istemeyen bir ses olduğu için yazıyorum.” -Sylvia Plath Uzun zamandır tanışm...
Jack London’ın kendi hayatını anlattığı ve kendi hayatına benzer bir sonla bitirdiği bu otobiyografik romanı mutlaka ok...
”Ümit kötülüklerin en kötüsüdür, çünkü işkenceyi uzatır.&rdquo...
”GERÇEK BİR KADININ öyküsüdür bu.” diye başlayan Sıfır Noktasındaki Kadın, Mısırlı fem...
Evet tam da adından anlaşıldığı gibi Kağıt Ev, kitaplardan yapılmış bir ev. Peki ne kadar sağlam olabilir kitaptan yapılma bi...
Yılmaz Özdil: “Adeta sihirli bir el, Mustafa Kemal’i tanımayalım diye çaba harcadı.”  Bug...
Biz insanlar ilk günümüzden beri dünyayla kendimiz arasında bizi rahatlatıcı bir uyum ararız. Bunu bulama...
Magazin.com.tr derleme haberlerden oluşmaktadır. Yayınlanmasını sakıncalı gördüğünüz haberler için bizimle iletişime geçebilirsiniz.